Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

superbabaanne

58 tane "haber" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"haber" tagli diger ogeler resimler , videolar

YAPRAK DÖKÜMÜ EYLÜLDE...

Özel Arama
YAPRAK DÖKÜMÜ yeni sezona bomba gibi düşücek!

yaprakk Dizi eylül ayında yeni bölümleriyle izleyicileriyle buluşucak! Bugün gösterilmeye başlanan dizinin yeni sezon tanıtım reklamı izleyicileri şimdiden Kanal D ekranlarına kilitledi! "Bu sonbahar çok sert geçecek!" sloganıyla ve heyecan uyandıran yeni bölüm görüntüleriyle reklam filmi izleyici üzerinde merak uyandırmayı başardı! Zaten her bölümüyle yürekleri ağzına getiren dizi, yeni sezonda da aynı heyecanı sürdüreceğini reklamıyla da ispatlamış oldu.



Eminim dizi yeni sezonda da reyting rekorları kırmaya devam edecek.
Merakla bekliyoruz...

Recep İvedik'in tavukları geliyor!

Özel Arama
Recep İvedik’in 5 milyondan fazla kişinin izlediği Recep İvedik’in devam niteliğindeki ikinci filmin çekimlerine önümüzdeki aylarda başlanıyor.
Şahan Gökbakar’ın TV şovlarında canlandırdığı Recep İvedik karakterini beyazperdeye taşıyarak beklenilen üstünde gişe rekoru kıran filmin ikincisi için kasım ayında ‘kamera’ denilecek.

Merakla beklenen filmin isminin, kesin kararlaştırılmamakla birlikte ‘Recep İvedik’in Tavukları’ olması düşünülüyor. Ünlü komedyen ilk filminde komik tatil maceralarını anlatırken ikinci filminde ise hayvan çiftliğinde tavuk besleyecek.
Recep İvedik
gösterim tarihi: 22 Şubat 2008
yönetmen: Toğan Gökbakar
oyuncular: Fatma Toptaş, Şahan Gökbakar, Fatma Toptaş,
senaryo: Şahan Gökbakar, Serkan Altuniğne
tür: Komedi
süre: 90
yapım yılı: 2008
ülke: Türkiye
dağıtımcı: Özen Film
Adamın biri yolda cüzdanını düşürür, sokaklarda yaşayan başka bir adam tam cüzdanı kapıp kaçacakken Recep İvedik onunla mücadeleye girer. Sonunda, sahibine teslim etmek üzere, evsiz adamın elinden cüzdanı almayı başaran Recep İvedik kafasını çevirdiği anda cüzdan sahibinin çoktan gittiğini farkeder. Akşam evinde televizyon seyreden Recep İvedik, cüzdanın Antalyalı çok önemli bir iş adamına ait olduğunu öğrenince arabasına atlar ve güneye doğru yola koyulur. Yol boyunca birbirinden komik sürprizlerle karşılaşan Recep İvedik en sonunda Antalya’ya varmayı başarır ve cüzdanı turizmci Muhsin Bey’e teslim eder. İş adamının ısrarlarına rağmen Recep İvedik ne para almayı kabul eder ne de otelde kalmayı... Fakat tam otelden ayrılacakken çocukluk aşkı Sibel’in bir tur otobüsünden indiğini farkeder. Artık Recep İvedik’in tek bir amacı vardır; kendisini tanımayan, hatta hatırlamayan Sibel’e kendini beğendirmek...

Recep İvedik’in asıl keyifli tatil macerası bundan sonra başlayacaktır.

Bedenime belki ama ruhuma asla

Özel Arama
(Ruhuma Asla )6 Bu cuma vizyona giren , Ruhuma Asla adlı filmdeki kadının öyküsü, kadın bedenin sadece cinsel bir obje olarak görülmesine feminist bir duyarlıklıkla yaklaşan bir yapım.
80 yaşlarındaki ünlü yönetmen Peter Basco'nun dünya çapında ünlü kısa ve uzun 100'e yakın filmi var. Macar Sineması'nın yaşayan ustalarından biri sayılan Basco'nun son filmi Ruhuma Asla (Majdnem Szüz - Virtually a Virgin), 22 Ağustos 2008'de ülkemizde vizyona giriyor.

Julia Ubrankovics, Ferenc Hujber, Attila Toth ile Gergo Kaszas'ın oynadığı Ruhuma Asla adlı filmin konusuna baktığımız zaman Boroka Arva adlı kızın cinsel bir obje olarak kullanılmasına tanık oluyoruz. Henüz 18'inde olmanın bütün zaaflarını taşıyor Boroka, gittiği her yerde de bakışları üstüne çekiyor. En büyük hayali 18. yaşını beş yıldızlı bir otelde erkek arkadaşı ile birlikte "gerçek bir insane gibi" kutlamaktır. Erkek arkadaşı Janos, otelde yaşlı ve zengin erkeklerin Boroka'ya nasıl baktıklarını farkedince kendisine olan sevgisini kullanarak bir pezevenke satar. O artık küçük bir hayat kadınıdır. Bütün saflığı ve masumiyeti ile birlikte tam bir sokak fahişesi olmuştur artık. İşinden arta kalan zamanlarda yine eski, çocuksu, masum Boroka olmaktadır.

Filmin ilerleyen bölümlerinde Boroka, Morics adlı vitrin dizyanı yapan genç ve akıllı bir sanatçıyla tanışacak, AB'nin "Sevimli, Küçük Fahişeler"i normal bir hayata kazandırmak için sağlamış olduğu bir kursa katılacaktır. Fakat geçmişi onun peşinden gitmeye devam edecektir.

Boroka aşk ve emek arasındaki hayati tercihini kimden yana kullanacaktır?

Ülkesini hızla saran kapitalist sisteme göndermeler yapan, kadın ticaretine işaret ederken, kadın bedenin sadece cinsel bir obje olarak görülmesine feminist bir duyarlıklıkla yaklaşan, seks işçilerinin de devlet tarafından korunması gerektiğini gündeme getiren çok yönlü bir film

Masumiyet Müzesi 30 Ağustos'ta okurla buluşuyor...

Özel Arama
 
 
 
masumuyet müzesi
Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk'un tutkunlarının uzun süredir beklediği Masumiyet Müzesi adlı yeni kitabı ay sonunda okurla buluşuyor.

Pamuk'un yayıncısı olan İletişim Yayınevi'nin açıklamasına göre kitap 30 Ağustos'ta satışa sunulacak.

Orhan Pamuk'un uzun süredir üzerinde çalıştığı Masumiyet Müzesi bir aşk öyküsü. Kendinden genç akrabasına aşık olup tüm hayatını onun peşinden giderek geçiren bir adam üzerine kurulu olan roman, kahramanın hayatına paralel olarak topladığı objeleri de anlatıya katıyor.

Kitap Türkiye'de yayınlandıktan bir hafta sonra da Almanca olarak yayınlanacak.

Türk basınının "Vasfiye Abla"sı

Özel Arama
vasfiye abla
 
 
Gazeteci-yazar Süleyman Boyoğlu'nun Türk basınının ilk kadın muhabirlerinden Vasfiye Özkoçak'ın yaşam öyküsünü, anı, deneyim, sevinç ve hüzünlerini anlattığı "Vasfiye Abla" adlı kitabı Truva Yayınları'ndan çıktı. Gazetecilikte pek çok ilke imza atan Vasfiye Özkoçak, efsane güzelliğinden çok mesleği ile evli usta bir adliye muhabiri olarak tanınıyor.

Fotoğrafların da yer aldığı 368 sayfalık "Vasfiye Abla" kitabının ön sözünü yazan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, meslek örgütlerinde de sorumluluk alan Vasfiye Özkoçak'ı tanımaktan ve onunla çalışmaktan mutluluk, övünç ve kazanım duyduğunu belirtiyor.

Süleyman Boyoğlu, yarım asrı aşkın meslek yaşamında hep muhabir kalmayı tercih etmiş, "ilk kadın" olmanın zorluklarına göğüs germiş, Yaşar Kemal'e göre hikâye ve roman yazma yeteneği de olan, emekli olduğunda çalıştığı Milliyet gazetesine parasıyla "Ben emekli oldum" diye ilân veren, Ziya Nebioğlu'nun değişiyle "adliye muhabirliğinde firma" Vasfiye Özkoçak'ın gazetecilikte örnek yaşamını gözler önüne seriyor....

Yeşilçam'dan günümüze.....

Özel Arama
 
yeşilçamın tarihi burada Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Halkları ve Sinema Genel Müdürlüğü Arşivi, Yeşilçam'dan günümüze Türk filmleri, hayatın her alanından belgeseller ve Türkiye'de çıkmış tüm müzik kasetleriyle, film ve müzikteki gelişime tanıklık ediyor.

Yaklaşık 6 bin 700 sinema filmine sahip arşivden, dünyanın dört köşesindeki festivallere, 8 dilde alt yazılı filmler gönderilirken, raflar, bir yandan Atatürk'ün hatıralarını koruyor, diğer yandan müzik yapımlarının tapusunu saklıyor.
Son yıllarda tekrar atağa kalkan Türk sinemasında, yeni filmler yurt dışında ödüllere doymazken, Yeşilçam döneminin klasik filmleri sinema perdelerinde olmasa bile televizyonda hala seyirci buluyor. Tüm bu filmlerin kayıtları da Kültür ve Turizm Bakanlığının AKM binasının altındaki arşivinde toplanıyor.

6 BİN 700 SİNEMA FİLMİ ARŞİVDE...

Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü Abdurrahman Çelik'in verdiği bilgiye göre, bakanlığın arşivinde, bugüne kadar kayıt-tescil işlemine tutulmuş yaklaşık 6 bin 700 civarında 35 mm sinema filmi bulunuyor. Bunun yanında, yaklaşık 20 bin civarında CD, 22 bin-25 bin civarında da kaset formatında müzik yapımları da arşivde yerini alıyor.

Arşivin en eski filmi, Memduh Ün'ün 1960 yapımı “Kırık Çanaklar”ı. Ayrıca, Metin Erksan'ın 1962'de çektiği “Yılanların Öcü”, Halit Refiğ'in 1964 yılında filme aldığı “Gurbet Kuşları”, 1966 yapımı “Ah Güzel İstanbul”, 1967 yapımı “Kızılırmak Karakoyun”, Nuri Ergün'ün yönettiği Ayhan Işık ve Ferda Alkor'un oynadığı 1968 yapımı “Erikler Çiçek Açtı” da bozulmadan arşivde duruyor.

Orijinal afişi Milli Kütüphane'de bulunan Atıf Yılmaz'ın “Selvi Boylum Al Yazmalım” filmiyle, yine ünlü yönetmenin, Müjde Ar'ın usta oyunculuğunu sergilediği “Ah Belinda” ve “Asiye Nasıl Kurtulur” ile 2005'te çektiği “Eğreti Gelin” de arşivde, gelecek yıllara da uzanmak için saklanıyor.

YILDA 350 FİLM DÜNYAYI DOLAŞIYOR

Arşivdeki filmler, sadece raflarda kalmayıp, dünyayı dolaşıyor, Türk sinemasını 40'ı aşkın ülkeye tanıtıyor.
Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü Çelik, yurt dışındaki festivaller, özel gösterimler veya büyükelçiliklerin etkinliklerine, filmlerin genellikle bu arşivden gönderildiğini söyledi.

Arşivde, yılda yaklaşık 350 civarında film sirkülasyonu olduğunu belirten Çelik, bu yılın ilk altı ayında da Türk filmlerinin yaklaşık 40 ülkeyi gezdiğini dile getirdi.

Çelik, “Bazen festivaller çakışınca, filmleri o ülkeden diğer ülkeye, Türkiye'ye gelmeden transfer ediyoruz. Buraya gelmeden 8-10 ülkeyi gezmiş filmler var. Buranın trafiği o yönden çok yoğun” dedi.

FİLMLERE 8 DİLDE ALT YAZI...

yeşiçam

Yurt dışına gösterime giden filmlere İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Almanca, İspanyolca, Rusça, Japonca ve Arapça alt yazı yazdırılıyor, pozitif kopyaları gönderildiği için orijinalinin kaybolma riski bulunmuyor. En çok dilde alt yazısı olan film ise Sırrı Süreyya Önder ve Muharrem Gülmez imzalı “Beynelmilel”... Çeşitli festivallerdeki ödüllerin yanı sıra 14. Altın Koza Film Festivali'nden 6 ödülle ayrılan filmin, İngilizce, Fransızca, Almanca, Rusça, Arapça ve İspanyolca olmak üzere 6 dilde alt yazılı kopyaları yurt dışındaki gösterimleri için bakanlık arşivinde bekliyor.

Ayrıca, Barış Pirhasan'ın “Ademin Trenleri”, Biket İlhan'ın “Mavi Gözlü Dev”, Ömer Kızıltan'ın “Takva” ve Derviş Zaim'in “Cenneti Beklerken” adlı filmlerin 4 dilde, Abdullah Oğuz imzalı “Mutluluk” ile Memduh Ün'ün çektiği “Zıkkımın Kökü” adlı filmin de 3 dilde alt yazısı var.

ÖDÜLLÜ FİLMLERE ARAPÇA VE JAPONCA ALT YAZI..

Öte yandan, Ömer Kavur'un “Karşılaşma”, Ezel Akay'ın “Nerdesin Firuze” ile “Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?”, Yavuz Turgul'un “Gönül Yarası”, Çağan Irmak'ın “Babam ve Oğlum”, Barış Pirhasan'ın “Ademin Trenleri”, Ömer Kızıltan'ın “Takva” adlı filmlerinin Arapça; “Melekler Evi”, “Güle Güle”, “Dar Alanda Kısa Paşlaşmalar”, “Oyunbozan”, “Propaganda”, “Yazgı”, “Komser Şekspir” ve “Yeşil Işık” adlı yapıtların Japonca alt yazılı kopyaları arşivde bulunuyor.

Türk sineması klasiklerinin bazılarının da festivaller için yabancı dilde alt yazılı versiyonları arşivde... “Selvi Boylum Al Yazmalım”ın İngilizce ve Rusça, “Kırık Bir Aşk Hikayesi”nin İngilizce ve Fransızca ve “Züğürt Ağa”nın İngilizce, Almanca, Fransızca ve İspanyolca alt yazılı kopyaları yabancı sinemaseverlerin karşısına çıkmayı bekliyor.

YÖNETMENLERİN BİBLİYOGRAFİSİ BURADA..

Arşiv, aynı zamanda ünlü yönetmenlerin, rejisörlük serüveninin sergisi gibi...Türk sinemasının authorlerinden Ömer Kavur'un, “Körebe”, “Anayurt Oteli”, “Gece Yolculuğu” ve “Akrebin Yolculuğu”, Halit Reliğ'in “Teyzem”, “Kurtar Beni”, Yavuz Turgul'un “Gölge Oyunu”, Şerif Gören'in “Derman”, Tunç Başaran'ın “Piyano Piyano Bacaksız”, Osman Sınav'ın “Hünkar ve Düş”, Ferzan Özpetek'in “Hamam” ve “Harem Suare” gibi filmleri, arşivin raflarında yönetmenlerinin bibliyografisini sunar gibi sıralanıyor.

Ayrıca, Ömer Lütfi Akad'ın “Vesikalı Yarim”, Derviş Zaim'in “Filler ve Çimen” ile “Çamur”, Zeki Demirkubuz'un “Masumiyet”, “İtiraf” ve “Bekleme Odası”, Yeşim Ustaoğlu'nun “Bulutları Beklerken”, Erden Kıral'ın “Yolda”, Çağan Irmak'ın “Babam ve Oğlum” ve Yüksel Aksu'nun “Dondurmam Gaymak” gibi yönetmenlik hünerlerini gösterdikleri filmleri de arşivde bulmak mümkün. Ancak, Yılmaz Güney'in filmlerinden hiçbirinin arşivlerde bulunmadığı belirtildi.

TÜRKİYE TARİHİ DE BELGESELLERLE BURADA...

Arşivlerdeki belgeseller ise bir anlamda Türkiye tarihini sunuyor. Cumhurbaşkanları Celal Bayar, Cevdet Sunay ile eski Başbakanlar Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan ve Bülent Ecevit'in gezilerinden, Aziz Nesin, Abidin Dino, Yaşar Kemal ve Suna Kan gibi sanatçı ve yazarların hayatına, depremlerden, başta İstanbul olmak üzere çeşitli il ve bölgelerin gelişimine kadar, arşivde Türkiye'nin ve hayatın her alanından belgeseller var.
Hatta arşivdeki, 1968-71 öğrenci hareketleri ile
Kıbrıs'la ilgili 1963-1974 yıllarına ait görüntüler, o dönem yaşananları gözler önüne seriyor.

Arşiv, Atatürk'ün hatıralarını da saklıyor. Belgeseller arasında, Atatürk dönemindeki Cumhuriyet Bayramı törenleri, milli mücadele yıllarında Atatürk ve silah arkadaşları ile ulu önderin vefatından sonra naaşının Anıtkabir'e getirilişi gibi görüntüler hala korunuyor.

Ayrıca, 1920 yapımı “Atatürk Filmleri” ile Abidin Dino'nun 1933 yılında çektiği “Türkiye'nin Kalbi Ankara” belgeselinde, ulu önderin unutulmaz görüntüleri, gelecek nesillere de gösterilecek şekilde muhafaza ediliyor.

1920 YILINDAKİ ATATÜRK GÖRÜNTÜLERİ BOZULMAMIŞ

Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü Çelik, bantların arşivlenmesinin dikkat gerektirdiğini, bantların bozulmaması için belli dönemlerde kutu ve kasalarının değiştirildiğini söyledi.

1920'li yıllara ait Atatürk'le ilgili 35 mm'lik filmi gösteren Çelik, “Herhangi bir bozulma söz konusu değil” dedi.
Çelik, arşivdeki doğal koşulların da çok elverişli ortam yarattığını dile getirerek, şunları kaydetti:“Buranın ısı ve nem durumu ideal şartlarda ve bantların, kasetlerin bozulmasını engelliyor. Çünkü, bu materyaller için en tehlikeli şey ısı ve nem değişimi.Ayrıca, yangın söndürme sisteminde su yerine gaz kullanılan sistem var. Mevcut arşivin tavan kısmının tamamı sensörlerle donatılmış. En ufak yangın alarmı olduğu zaman kapılar kapalı da olsa bu sistem otomatik devreye giriyor ve söndürüyor.”

MÜZİĞİN TAPUSU DA BURADA...

Arşivdeki müzik eserleri hakkında da bilgi veren Çelik, kayıt tescilin müzikte zorunlu olduğunu, bu nedenle Türkiye'de çıkan tüm müzik eserlerinin arşivde bulunduğunu söyledi.

Çelik, “Bu eserlerin içerik dökümü de mevcut. Kayıt-tescil belgesi dediğimiz şey tapu niteliğinde. Satın alma, devretmede işlemlerini yine genel müdürlüğümüz yapıyor” diye konuştu.

Arşivin iki bölümden oluştuğunu belirten Çelik, “Bir kayıt tescil edilmiş eserlerin arşivlenmesi var. Bir de bugüne kadar belgesel projelerin ve sinema filmleri ile Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü, TRT gibi birimlerden devredilmiş olan belgesel niteliğindeki arşivler söz konusu. Biz hem sinema filmlerini hem de müzik eserlerini kayıt-tescil ediyoruz. Dolayısıyla, arşivde 1983 yılından bugüne kadar çıkan bütün müzik eserleri ve Türk filmlerinin kopyası bulunuyor” dedi.

Çelik, arşivin, müzik ve sinema eserleriyle ilgili yasal problemlerde mahkemelere delil olarak sunulması amacıyla oluşturulduğunu ve kayıt-tescilin sanatçıyı koruduğunu bildirdi.

“GİZLİ SAKLI BELGE YOK”

Arşivdeki eserlerin resmi belge niteliğinde olduğunu dile getiren Çelik, şu bilgileri verdi: “Burada gizli saklı belge yok. Araştırmacılara ve yayın kuruluşlarına açık. Buradaki eski belgesel veya son dönemde bakanlığın yaptırdığı veya desteklediği belgeseller, hepsi kamuoyuna açık.Türkiye'deki özellikle bölgesel ve yerel televizyonların belgesel açığının yüzde 60-70'ine yakınını bizim birimimiz karşılıyor. Birçok ildeki yerel televizyon kanalları bize müracaat etmek suretiyle, elimizdeki belgesel arşivinden faydalanabiliyorlar.”

Arşivdeki filmlerin ise yapımcısının izniyle çıkarılabileceğini ifade eden Çelik, Türkiye'de gösterime giren yabancı filmlerin de sadece kayıt-tescil için alınmış kopyaları bulunduğunu kaydetti.

ARŞİV, DİJİTAL ORTAMA AKTARILIYOR

Çelik, arşivin teknolojiye uygun olarak dijital ortama aktarılmaya başladığını da anlattı. Güncel belgesellerin tamamının aktarımının yapıldığını, son birkaç yıldır alınan filmlerin de dijital kopyalarının sisteme otomatik yüklendiğini ifade eden Çelik, “Eski filmler de güncellendikçe ya da yurt dışında bir festivale gittikçe dijital ortama aktarılıyor. Bakanlığın elinde ciddi veri tabanı oluşuyor” dedi.

Baba bebeğe bakıyordu...

Özel Arama
Anne dışarıda alış-verişteydi. İki buçuk yaşındaki bebeğe babası göz kulak oluyordu.
Aslında bu pek de zor bir şey değildi. Yavrucak halının üzerinde "çay seti" oyuncağıyla oynarken baba da koltuğunda gazetesini okuyor, ara sıra da bebeğinin kendisine -çay seti oyuncağının minik plastik fincanlarıyla- ikram ettiği suları çay niyetine içerek oyuna iştirak ediyordu.
 
Derken anne eve geldi. Baba anneye sus işareti yapıp, bebeği izlemesini istedi. Bu çok şirin hareketini annenin de görmesini istiyordu.

Anne, bebeğin elinde çay fincanıyla salondan çıkıp, biraz sonra içi su dolu olarak babasına getirmesini ve babanın da onu çaymış gibi içmesini seyretti.
Sonra gayet sakin bir tavırla elindekilerle mutfağa geçerken eşine seslendi:
 
"Uzanabildiği tek su kaynağının tuvalet olduğunu biliyorsun, değil mi?"

 
 
Sonuç-1: Anneler evlatlarını çok sever ve onlara dair her şeyi bilir.
Sonuç-2: Babalar evlatlarına dair bir çok şeyi bilmez ama onları çok sever: "Babalar en son duyar" boşuna söylenmemiştir. :)

İTİRAF

Özel Arama
Söylemek istediğim sözler var. Anlatılacak hikayeler, anılar. Gücüm olsaydı da eski suçsuzluğumu anlatabilseydim. Tek haykırış nefesim kalmadı şimdi. Anlatamasam da, yüreğime kazımışım onları, soğuk gecelere sarılmışım. Anılarımda esen meltemlerle savrulmuşum, yorgun kaldırımları aklıma getirip, yine uzak yollar düşlemişim. Anlatamasam da, acı verse de kopamamışım senli günlerden. Pişman mıyım? Asla...

Yaptığım hiçbir şeyden pişman olmamayı öğrendim yıllar önce. Her ne olursa olsun, kararlarımın arkasında durmayı. Ama içimde karşı koyamadığım, yüreğime yayılmasını engelleyemediğim bir duygu; “özlem...” Bana ne oluyor, bilmiyorum...

Eski günlerde, rüzgarları dize getiren, hırçın karşı konulamaz, sözünden dönmezken, şimdilerde çaresizlik içinde. Korkuyor, çünkü kendisine bile itiraf edemediği bu hain duygu iliklerine işliyor. İşte bu benim ve yüreğim parçalanırcasına özlüyorum. Nerelerde şimdi o giderken içimi dağlayan gurur?

Lanet olsun ki sen beni mahvederken karşı koyamayacak kadar güçsüzdüm. Oysa kendimi içimden fışkıran sevgiye kaptırsaydım; ne şimdi böyle çaresiz, ne de bu satırları yazmak için nedenim olurdu. Artık geri dönüşü yok bunun. Mucizeleri ise haketmiyorum. Keşke beraber ve el ele yürüsek yine, beraber yürüdüğümüz o yollarda diyorum, keşke demekten nefret ederek.

Artık eski halim kalmadı hiç. Gözlerimde yanan o ışık çoktan söndü. Eski coşkusu yok yüregimin. Bedenim, bu kendinden nefret eden ruhu taşımak istemiyor.

REZERVASYON........

Özel Arama
karikatur(18)

KUŞ TÜYÜ YASTIK

Özel Arama
karikatur(53)