| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

superbabaanne

36 "sağlık" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"sağlık" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Çikolata ölüm riskini azaltıyor!

Özel Arama

cikolata İsveçli bilim adamları, çikolatanın, kalp krizinin ardından görülen komplikasyonlara bağlı ölüm riskini azalttığını bildirdi.

İtalyan La Stampa gazetesinde yer alan habere göre, Karolinska Enstitüsünde görev yapan bilim adamları, geçmişte kalp krizi geçirmiş 45-70 yaşları arasındaki bin 169 kişiyi 8 yıl boyunca gözlemledi. Haberde, bu kişilerin hiçbirinin diyabet hastası olmadığı da vurgulandı.

Haftada en az iki kez özellikle de bitter çikolata yiyenlerin kalp hastalıklarından ölüm oranlarının, hiç yemeyenlere nazaran 3 kez daha az olduğunu ortaya koyan araştırmanın sonuçları "Journal of Internal Medicine" dergisinin eylül sayısında yayımlandı.

YENİ BEBEĞE;

Özel Arama
-- Aramıza hoş geldin miniğim...

-- Allah analı babalı büyütsün...

-- Yeni doğan bebeğinizi tebrik eder hepinize sağlık ve mutluluk dilerim.

-- Seni ne zamandır bekliyorduk. aramıza hoş geldin bebek...

-- Aramıza hoş geldin bebeğim...

DOĞAL ESTETİK

Özel Arama

Yaşlanma belirtileri ciltte kırışıklıklarla başlıyor ve zamanla bu belirtiler kalıcı hale geliyor. Yaşlanma belirtilerinden biri de göz kapağındaki düşmeler. Ancak bu sorunun da artık doğal bir çözümü var!

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Plastik Estetik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı, Este 7 Estetik Birimi yöneticisi Prof. Dr. Ahmet Karacalar, “Yaşlanma gözlerde başlar, gençleşme işlemlerinin de gözlerden başlaması gerekir” diyor.

Yaşlanma belirtileri ciltte kırışıklıklarla başlıyor ve zamanla bu belirtiler kalıcı hale geliyor. Yaşlanma belirtilerinden biri de göz kapağındaki düşmeler. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Plastik-Estetik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı, Este 7 Estetik Birimi yöneticisi Prof. Dr. Ahmet Karacalar, “Göz kapağı torbaları sadece estetik değil, aynı zamanda bir sağlık sorunudur. Yaşlanma gözlerde başlar, gençleşme işlemlerinin de gözlerden başlaması gerekir” diyor

Dr. Karacalar, yaşlanmayla gözde oluşan değişimi şöyle anlatıyor:

“Üst göz kapağındaki deri fazlalıkları, görüş alanının üst ve dış bölümünü daraltmakta; okuma ve araba kullanmayı zorlaştırmaktadır. Bu fazlalıklar göz kapağı düşüklüğü olan kişilerde kapağın düşüklüğünü daha da arttırmakta ve sorunu ağırlaştırmaktadır. Görüş alanını arttırmak için bu kişiler aşırı kaş kaldırma hareketi yaptığından, özellikle akşam saatlerine doğru yorgunlukla kendini gösterir. Üstelik aşırı kaş kaldırma hareketi kişinin alın çizgilerini derinleştirmektedir. Bayanlarda üst göz kapağı makyajını zorlaştırmakta, istenmeyen boya kaymalarına neden olmaktadır. Üst kapaktaki gevşeklik kirpiklerin aşağı doğru bakmasına neden olarak, özellikle bayanlarda gözün çekiciliğini azaltır.

Alt kapakta da benzer sorunlar yaşanır. Alt kapaktaki fazlalık, göz kapağını daha aşağıya çekerek, gözün beyazının daha fazla görünmesine neden olur ve göze farklı bir anlam verir. Buradaki derinin gevşekliği uykusuz ya da yorgun bir ifadeye neden olur ve deri renginin daha koyu görünmesine yol açar. Alt deri gevşekliği yanında dışarı doğru fıtıklaşmış yağ torbacıkları, olumsuz bir görüntü verir. Alt kapaktaki ağırlık zaman için göz kapağı dış açısının aşağı inmesine neden olarak; farklı olumsuz etkilere de neden olur. Göz kapakları yüzümüzün en hızla yaşlanan ve yüzümüzün yaşını en hızlı belli eden yapıları olarak ayrı bir öneme sahiptir.”

Göz kapağı estetiğinde son yenilikler
Göz kapağı estetiğinde bazı yenilikler olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Karacalar, bu yenilikleri şöyle anlatıyor:
“Alt kapaktaki yağ torbalarının çıkarılması yerine, yayılması ve şekillendirilmesi işlemi en modern yöntemdir. Bu yöntem daha doğal sonuç verirken, kapak ile yanak arasında güzel bir uyum sağlar. Alt kapağa yara izi bırakmadan, kirpiklerin iç tarafından yaklaşmak dikişsiz bir yöntem olarak farklı avantajlar sağlar. Bu yöntem ile iyileşme oldukça hızlıdır. Kişi birkaç gün içinde normal yaşantısına devam eder. Alt kapak deri rengini açan ve deriyi sıkılaştıran lazer ve kimyasal soyucular da kapak estetiğini geliştirir. Üst kapaktaki fazlalıkların alın derisinin gevşemesine ve kaşın aşağıya inmesine bağlı olduğu durumlarda üst kapak ile ilgili yeni yaklaşımlar da vardır. Endoskopik estetik cerrahi işlemleri ile alın derisi sıkılaştırılıp, kaş eski yerine alındığında bu sorun çözülmüş olur. Bu tür durumlarda üst kapaktaki fazlalığın alınması, kaşın daha da aşağı düşmesine neden olacaktır.Alt kapak ve üst kapak için ameliyatsız bir şekilde bazı dolgu maddeleri ile sorunlar azaltılıp gizlenebilir ve kapaklar güçlendirilebilir. Bu yöntemde hyaluronik asit jel ya da yağ hücresi kullanılır ve kişinin sosyal hayatını kısıtlamaz.”

Lazer epilasyonun tam zamanı!

Özel Arama

Kış geliyor ve bacaklarınız, uzun kollu giysilerin altına hapsoldu ve siz istenmeyen tüylerinizin varlığını unutmaya karar verdiniz; Oysa birazcık uğraşmayı göze alsanız, önümüzdeki yazı pürüzsüz bir bedenle karşılamanız mümkün.

Formsante Dergisi

Biz kadınlar güzelliğimize ne kadar düşkün olsak da, zaman zaman bazı işleri erteleyebiliyor ve yumurta kapıya dayanınca panik halinde çözüm aramaya başlıyoruz. Ortak yanlışımız; bütün yıl boyunca yediğimize, içtiğimize dikkat etmeyip bahar aylarında başladığımız şok rejimler ve kışın nereye koyduğumuzu bile hatırlamadığımız selülit kremlerini havaların güzelleşmesiyle yana yakıla aramamız... Ve işte bunlara güzel bir örnek daha; lazer epilasyonun sadece yaz başında yapılan bir işlem olduğunu düşünmek! Oysa uzmanlara göre, sonbahar bu işin tam zamanı. Bunun başlıca iki nedeni var. Ilki, bu ayların bize yaza kadar tüm seansları tamamla imkanı vermesi. İkincisi ise seanslardan sonra bir süre cildin güneş görmesi sakıncalı olduğu için, havanın kapalı olduğu bu mevsimde kapalı giysiler giymenin ve güneşe çıkmamanın daha kolay olması.

Önümüzdeki yazı, 'tüy' diye bir şeyin varlığını unutmuş olarak karşılamak istiyorsanız, önerimiz iyi bir merkez bulmanız ve lazer epilasyonu seanslarına bir an önce başlamanız. Tabii, Dermatoloji Uzmanı Dr. Canan Aydemir'den aldığımız bilgiler doğrultusunda, avantajlarından dezavantajlarına derlediğimiz bu haberi okuduktan sonra...

Lazerle ilgili bilmeniz gerekenler

Lazer tek dalga boyunda yoğunlaştırılmış ışık demek. Lazer epilasyonun prensibi ise, bu yoğun ışıkla kıl kökünde bulunan melanin adlı renk maddesinin ısıya dönüşmesini sağlamak ve kıl folikülünü tahrip etmek. Ve sonuç olarak da tahrip olan kıl kökünün bir daha kıl üretmesini engellemek. Prensip aynı olsa da, işlem teknik açıdan farklılık gösterebiliyor. Son yıllarda, geliştirilen bilgisayar sistemi sayesinde, cilt ve tüy rengine bakılarak kişiye özel ayarlamalar yapılması da mümkün.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Canan Aydemir, lazer epilasyonun her yaşta yapılabildiğini ancak kıl kökü yenilenmesi 18 yaş altında çok hızlı olduğu için, bu yaşın üzerindeki kişilere yapılmasının daha uygun olduğunu anlatıyor.

Kaç seansta bitiyor?

Bu konuda bilgi aldığımız, Hair Planet'ten estetisyen Kader Kaya, vücut bölgelerinde ortalama 5 - 6 seans; yüzde ise en az 7 - 8 seans uygulamak gerektiğini söylüyor. Seans aralarında ise , yüzde 1 - 1,5 ay, vücutta ise 2 - 2,5 ay beklemek gerekiyor. Yani bir seanstan sonra tüylerinizin tekrar çıkması uzun zaman alıyor. 

DİŞ SAĞLIĞI ÖNEMLİDİR

Özel Arama


.hurriyet2008-detailbox-newslink { font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:13px; font-weight:bold; text-decoration:none; color:#000000;} .hurriyet2008-detailbox-newslink:hover { font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:13px; font-weight:bold; text-decoration:underline; color:#990000;}
Diş konusunda geriyiz
Türk Diş Hekimleri Birliği: Diş ve sağlığı konusunda geri kalmış ülkelerden farksızız. Acil önlemler alınmalı ve halk bilinçlendirilmeli.

TÜRK Diş Hekimleri Birliği (TDB) Genel Başkanı Celal Korkut Yıldırım, Türkiye'nin diş ve ağız sağlığı konusunda geri kalmış ülkelerden farksız olduğunu söyledi.

Türkiye’de diş eti ve diş hastalığının ciddi boyutlarda olduğu halde hükümetin diş sağlığı konusunda adım atmadığını öne süren Yıldırım, Türk halkının ağız sağlığının geri kalmış insanların tablosunu yansıttığını vurguladı. TDB Genel Başkanı Yıldırım, 24-27 yaş grubu erkek ve kadınların 7-9 işleme ihtiyaç duyduklarını, 12 yaş grubundaki çocukların 1.5 olması gereken işlem sayısının 4.5 olduğunu bildirirken şöyle dedi:

“Türkiye'nin yüzde 95'inin çürük diş tedavi ve diş eti tedavisi söz konusu. Kırsal alanlara gittiğinizde bu sayı artıyor. Bu Türkiye'nin ayıbıdır. Sağlık Bakanlığı, kamu personeli 5 bin 500 civarındaki diş hekimi ile toplumun ihtiyacını karşılayamaz. Yapılan araştırmalara göre çocuk yaşlardan itibaren görülen en yaygın sağlık sorunları arasında diş hastalıkları ilk sıralarda yer alıyor. Bunun için hükümet diş hekimleriyle ilgili ellerini çabuk tutmalıdır.”

Diş ve diş eti sağlığının küçümsenmeyecek derecede tehlikeli olduğunu anlatan Yıldırım, “Diş ve diş eti iltihabı olan hastaların diğer insanlara göre kalp krizi geçirme riskleri 6-7 kat daha fazla. Düşük yapma tehlikesi de oldukça fazla. Böyle risk faktörlerini oluşturan bir hastalık Türkiye’de maalesef ciddiye alınmıyor” diye konuştu.

İdrar Kaçırma Sorunu

Özel Arama
yalnız kadın

Geçen gün Jinekolog Prof. Dr. Ergin Bengisu ile çalışan kadınların problemlerinden konuştuk. Ergin Hoca, “İşyerlerinde idrar kaçırma çalışan kadınların büyük problemi” dedi. Ben de konuyu bizim için anlatmasını rica ettim. İşte Ergin Hoca’nın bu konuda anlattıkları ve önerileri: İşyerinizde veya hayatınızda idrar kaçırma probleminiz var ise bazı öneriler sizi rahatlatabilir. Tabii bu probleminizi jinekoloğunuzla görüşmeniz en doğru yol, o size çok yardımcı olabilir.

İyi kaliteli özel emici ped kullanın. Emici nitelikteki inkontinans pedleri âdet dönemlerinde kullandığınız pedlerden farklıdır. Bunlar çocuk bezleri gibi bir toz içerir. Bu da idrarı jele dönüştürerek daha fazla sıvı tutmasını sağlar.
Kafeini azaltın. Bir toplantıda otururken iki ya da üç büyük fincan çay veya kahve içtiğinizde mesaneniz dolacaktır. Ayağa kalktığınızda ise sızıntı olabilir. Kahvedeki kafein bir idrar söktürücü olduğundan kaza ihtimalini artıracaktır.
Koyu renk pantolon giyin. Bunlar küçük lekeler dahil birçok problemi de gizler.

Kegel egzersizleri

Toplantılarda bile mesane civarı kasları geliştiren Kegel egzersizleri yapabilirsiniz, kimse fark etmez. Mesaneyi kontrol eden leğen kaslarını ve bu kasları doğru anda kasmayı öğrenebilirsiniz. Örneğin gülerken idrar kaçırıyorsanız o anda kaslarınızı kasın. Kegel egzersizinde idrar akımını durdurmak için kullandığınız kasları kasarsınız. Kasmayı üç saniye sürdürün sonra gevşetin. Bunu 8-10 kez tekrarlayın. Haftada en az üç defa bu egzersizi yapın. Bu tip egzersizler için size jinekoloğunuz yol gösterebilir.

Mesane eğitimi

Bu eğitimde başlangıçta iki saatte bir tuvalete gitmeyi planlayın. Tuvalet molaları arasındaki süreyi yavaş yavaş artırın. Amaç, mesaneyi üç dört saatte bir tuvalete gidecek şekilde eğitmektir. Bu da tuvalet alışkanlığınıza mesanenizin değil, saatin hükmetmesini sağlayacaktır. Peser kullanın. Çıkarılabilen bu araç doğumdan sonra idrar inkontinansını önlemek için pelvik organların desteklenmesine yardımcı olur. Kadınlar genellikle yıllarca başarıyla peser kullanabilir.
Derin nefes alın. Sıkıştığınızda derin nefes alma gibi gevşeme egzersizleri inkontinansta yardımcı olabilir. Sıkışma hissi geçtikten sonra beş dakika bekleyin ve artık ihtiyaç hissetmeseniz de tuvalete gidin. Bu bekleme zamanını yavaş yavaş artırın.
Sıkı durun. Gülerken ya da öksürürken leğen (pelvis) kaslarınızı kasmayı unutmayın. Bu idrar kaçırmayı önlemenize yardımcı olabilir.
Bazı yiyeceklerden uzak durun. Yedikleriniz ve içtikleriniz, aldığınız  ilaçlar idrar kaçırma üzerine etkili olabilir bunlara da dikkat edin, sizi sık idrara gönderen yiyeceklerden uzak durun.
Ancak bu konuda kendinizi yalnız hissetmeyin, çünkü kadınların üçte birinde bu sorun vardır. İdrar kaçırma sorunu doğum yapan kadınlarda daha da artmaktadır. Belki size biraz abartılı gelebilir ama normal doğum yapanlarda bu risk doğurmamışlara göre üç misli artmaktadır. Özellikle gebelikte idrar kaçırma problemleri çok belirgin olanlarda doğumdan sonra da bu şikâyetlerin devam etme olasılığı vardır.
Menopoz sonrası dönemde kadınların idrar şikâyetleri artmaya başlar ancak bu daha ziyade sık idrara gitme, idrar hissi geldiği zaman tuvalete yetişememe korkusu şeklindedir. Bunun en önemli nedeni östrojen hormonu eksikliğidir. Bu hormonun eksikliğinde mesane mukozası (mesanenin içini örten ince tabaka) incelmekte ve mesane adalesi idrar yapma hissine karşı daha hassaslaşmaktadır.
Bu dönemde kadınların ağrı kesici gibi ilaçları daha sık kullanmaya başlamaları ve bu ilaçların idrardaki atıkları mesaneyi daha da hassas hale getirir. Bir de buna kadınların sık idrara çıkma kaygısı ile aldıkları sıvı miktarını da azaltmaları eklenirse bu ilaç atıklarının mesane üzerindeki etkileri katlanmakta ve şikâyetler daha da artmaktadır.

Aklınızda bulunsun
Postmenopozal dönemde çok idrara çıkacağım kaygısı ile içtiğiniz suyu kısıtlamayın. Şikâyetleriniz için jinekoloğunuza başvurun. Size zayıf etkili östojen hormonu içeren bir fitil vererek sorunu büyük ölçüde çözümleyecektir.
Bütün bu önerilerimize rağmen şikayetleriniz devam ediyorsa ürojinekoloji (idrar kaçırma şikâyetleri ile ilgilenen jinekolog)  uzmanına başvurunuz. Size yapılacak bazı testlerden sonra çarenin ameliyat mı, fizik tedavi mi veya ilaç tedavisi mi olduğu kararı verilecektir.
Şunu da unutmayın ki idrar kaçırma şikâyeti olan kadınların yüzde 50’si ürojinekoloji uzmanlarınca verilecek olan fizik tedavi sonrasında şifa bulurken, yaklaşık diğer yüzde 50’sinde cerrahi müdahele gerekecektir.

Dr. Hasan İnsel

ANNE OLMAK GÜZEL

Özel Arama

Gelişen tıbbi imkanlar sonucunda kadınların da herşeye rağmen anne olma isteği artıyor. Çeşitli yollarla çocuk sahibi olma şansının da artmasıyla “mommy madness” yani “anne olma çılgınlığı” eğilimi de baş gösteriyor.

Çiftlere anne ve baba olarak mevcut durumlarının dışında yeni bir statü kazandırması, çocuk sahibi olma isteğini arttırıyor. VKV Amerikan Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Psikolog Aslı Akkan, çağımızda anne-baba olma psikolojisi ile ilgili soruları şöyle yanıtlıyor:

1. İnsanların çocuk sahibi olmak için bütün şartlarını zorlamasını neye bağlıyorsunuz?
Çoğalıp genlerini nesilden nesile taşımak her canlının olduğu gibi insanın da evrimsel bir ihtiyacıdır. Ancak özellikle günümüzde, çocuk sahibi olmak sadece bu evrimsel kodların getirdiği bir gereklilik değildir. Çocuk sahibi olmak kişilere yeni kimlikler, title’lar ve sosyal statü değişiklikleri kazandırmaktadır. Çocukla birlikte birey sadece eş, arkadaş, çalışan, sporcu, öğretmen, doktor vs. olmayıp “anne” ya da “baba” kimliğine bürünmektedir. Benzer kimlikler de o benzer kimlikteki diğer kişilerle ortak paydalar/paylaşımlar yaratmakta ve yeni sosyal düzenlemelerin beraberinde gelmesine yol açmaktadır. Sosyolojik açısının yanı sıra, çocuk sahibi olmak bireylerin karakter özelliklerine bağlı ihtiyaçlarını da karşılamalarını sağlayacaktır. Örneğin bağımlı kişilik yapısına sahip bir birey bu özelliğinin sonucu oluşan “sürekli onanma ve sevilme ihtiyacını” çocuğu üzerinden sağlayabileceğine inanabilir. Ya da mükemmeliyetçilik özellikleri yoğun olan, hayatını hep “meli/malı” lar üzerinden yöneten bir kişi “toplumun bir parçası olmak adına çocuk sahibi olunmalıdır” inancıyla çocuk sahibi olmayı daha da isteyecektir.

2. Tüp bebek yöntemlerinin yaygınlaşması 'anne olma çılgınlığını' ne kadar arttırdı?
Gelişen tıbbi imkanlar doğal olarak eskiden çocuk sahibi olma olasılığı olmayan kişilerin de artık bir şansının olmasına yol açtı. Bu da daha fazla kişinin anne baba olmasına neden oldu. Tüp bebek yönteminin getirdiği kolaylıklar sayesinde sadece infertilite sorunu olan bireyler değil, aslında kimi zaman riskli grupta olarak görülebilecek belli yaşın üstündeki kişiler de anne baba olabilme olasılıklarını fark ettiler.

3. 58-60 gibi çok ileri yaşlarda anne olunması hakkında neler söyleyeceksiniz?
Fizyolojik açıdan değerlendirmesini yine bir tıp doktorunun yapmasının daha uygun olduğunu düşünüyorum. Psikolojik açıdan ise bu yaşlarda anne olunmasının sakıncaları olabilir. İlk annelik ise bu yaşta “annelik” kimliğine adapte olabilmek oldukça zor olacaktır. Zaten bu kimliğin sorumlulukları genç bir birey için bile oldukça meşakkatli iken ileri yaşlarda bireyin sarf edeceği hem fiziksel hem de psikolojik emeğinin ve dolayısıyla yorgunluğun artması kaçınılmazdır. Çocuğunu büyütürken ise, birey azınlıkta kalacağı (etraftaki anneler ondan çok daha genç olacağı) ve azınlıkta kalmak da kişiye yeni bir psikolojik baskı getireceğinden bu yaştaki anne diğerlerine nazaran daha çok savaş veriyor olacaktır.

4. Türk toplumunda 'çocuk sahibi' olmak ve 'çok çocuk sahibi olmak' ne anlama geliyor sizce?
Çocuk sahibi olmayı Türk toplumu açısından değerlendiren direkt bir araştırma hakkında bilgim yok. Ancak bugüne kadar gördüğüm danışanlarımdan yola çıkarak Türk kültürü içinde ebeveyn olmak toplum normları açısından oldukça önemli. Danışanlarımın belli bir sosyo - ekonomik düzeyde olduğu düşünüldüğünde ise ebeveyn olmanın onlar için kendi duygusal ihtiyaçlarını tatmin etmek kadar sosyal statude ki titrlerine bir yenisini etkilemek olduğunu söyleyebilirim. Tabii ki istisnaları vardır.

5. Ünlülerin erken yaşta çok çocuk sahibi olması da 'mommy madness' denilen olgunun artmasına neden oluyor mu?
Ünlüler toplum için çoğu zaman örnek teşkil eden kişilerdir. Bireyler çoğu zaman için kendilerini tanımlamak adına kendilerini rol modelleri üzerinden belirlerler. Kimisi için bu rol modeli eş dost akraba iken kimileri için “ünlüler”dir. Özellikle düşük sosyo ekonomik seviyeye ait bireylerde ünlülerle özdeşleşme çabası oldukça fazladır. Bunun sonucu olarak nasıl bu bireyler o “ünlü”ler gibi giyinip, onlar gibi konuşup, onlar gibi yaşamak için çaba sarf etmeye çalışıyorlarsa onların yaptığı birşey olan “çok çocuk” sahibi olmak olgusunu da benimsemeyi deneyeceklerdir. Ancak Türk toplumu gibi zaten çok çocuklu olmanın oldukça yaygın olduğu bir toplumda bunun etkisi diğerlerinin(eğitimsizlik, bilgisizlik, töre baskısı vs.) daha minimaldir.

6. Anne olmamış bir kadının anneliği herhangi bir şekilde ikame etmesi fiziksel ve ruhsal açıdan mümkün müdür?
Bu sorunun iki yanıtı olabilir. Anne olmamayı seçen bir kadın için zaten bu role duyulan ihtiyaç yoktur. Anne olmayı istediği halde infertilite veya evlenmeme dolayısıyla çocuk sahibi olmayan bir kadın için ise evlat edinme ruhsal açıdan bir tatmin kesinlikle olacaktır. Bu olasılık yok ise kadının diğer kimliklerine yoğunlaşması ve o kimlikleriyle kendini daha özdeşleştirmeye çabalaması önerilebilir.

7. 'Mommy madness' denilen olguda evrimin ve tabiatın rolü nedir?
Çoğalma evrimsel bir içgüdüdür doğru. Bunun şu sıralar artışında evrimin rolü ise sosyolojinin konusudur.

8. 'Mükemmel annelik' rolü kadınların sosyal yaşamını nasıl etkiliyor?
21. yy.’da annelik eskiye oranla çok daha zor. Eskiden kadının rolleri arasında “çalışan kadın” rolü yoktu veya çok daha az yer kaplıyordu. Şimdi ise çalışan kadın anne oluyor. Gün içindeki zamanı çalışmayan annelerle aynı, 24 saat, ancak görev tanımı artıyor. Ayrıca bilinçli olmak adına her gün artan “annelik” le ilgili kitaplar, programlar, bilgiler kadının annelik deki rolünü daha da zorlaştırıyor(beklenti artıyor). Toplum ve kişi “anne”nin üzerine her gün daha fazla yük koyuyor. Eğer kişi de mükemmeliyetçi bir yapıya sahipse bu rolü tüm yanlarıyla benimsemek zorunda hissediyor. Fakat bu her zaman mümkün olmuyor. Kapasiteden fazlası istenmiş olabiliyor. Kişi yapamayınca ya pes edip suçluluk duyuyor ya da pes etmemeliyim diye ısrar ederek kendini tükenmişlik hatta depresyon sürecinde buluyor.

9. Yeni annelerle eski kuşak anneler arasında ne tür farklar gözlüyorsunuz?
Günümüzde çalışmak kadına daha özgür, daha yetkin ve daha kendi ayakları üstünde yaşayabileceği bir hayat sunuyor. Bunu her geçen gün daha iyi fark eden ve sosyal imkanları da tüm Dünya da artan kadın eğitim ve çalışma hayatına verdiği önemi git gide arttırıyor. Eskiden kadın için evlenip çoluk çocuğa karışmak öncelik iken (toplum normları ona itiyordu) şimdi eğitim öğretim derken kadının evlenip çoluk çocuğa karışması gecikiyor. Hatta öncelik olmaktan çıkıyor. Tabii “yetkin” ve “mükemmel” kadın tanımı için de anne olmak da olduğu için kadın herşeye yetmeye çalışıyor. Çocuk da yaparım kariyer de gibi reklam cingılları, şarkılar türemeye başlıyor. Her ne kadar bu yeni anneler ellerinden gelen herşeyi hatta belki eskilere göre daha fazla şeyi de yapsalar sürekli bir yetememe duygusu içinde olabiliyorlar. Her zaman daha fazlasını yapabilmek gibi bir ihtiyaç doğuyor.

Kimi zaman suçluluk ve yetersizlik hisleri o kadar çoğalabiliyor ki duygudurum bozuklukları bile yaşayabiliyorlar. Bu durum illa çocuk büyürken değil hamileliğin başlarında bile başlayabiliyor. Günümüz annesi geçmişe göre çok daha kaygılı.

10. Anneliği bir meslek ya da 'full time bir iş' olarak görenler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bu abartılmadığı takdirde çok olağan bir düşünce tarzı. Annelik çok büyük sorumluluk ve yükümlülükleri beraberinde getiren bir yeni kimlik kadın açısından. Ama asla bir görev ya da iş olarak algılanmamalı. Çünkü böyle algılandığında çocuk anne arasındaki bağ git gide sanallaşmaya ve “iyi” anne – çocuk ilişkisi kurulamamaya başlayacaktır.

Soğuk algınlığına karşı neler yapılmalı?

Özel Arama
Göğüs hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Levent Tabak, soğuk algınlığına yakalanmamak için hasta kişilerle temas sonrası ellerin yıkanması, fark edilmeden alınabilecek virüslerin bulaştırılmaması için parmakların burun ve gözlerden uzak tutulması gerektiğini bildirdi.

soğuk algınlığı VKV Amerikan Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümünden Prof. Dr. Levent Tabak, havaların soğumasıyla kış hastalıklarının yavaş yavaş ortaya çıktığını, bunların çoğunluğunun mikrobik hastalıklar olduğunu belirtti.

Kış aylarında havanın soğuması, hava kirliliğinin artması, toplu ve sıkışık ortamlarda yaşanılması ve özellikle çocukların maruz kaldığı soğuk algınlığının sürekli bulaşması sonucunda hastalık oranının da arttığını anlatan Prof. Dr. Tabak, farklı özelliklere sahip kış hastalıklarının her birinin tedavisinin farklı olduğunu, önlem alınmadığı takdirde bu hastalıklardan bazılarının ölümcül olabildiğini kaydetti.

Prof. Dr. Tabak, burun akıntısı, hapşırık, tat ve koku alma duyularında azalma, boğazda gıcık hissi, öksürük, bebeklerde ve çocuklarda sıklıkla ateş ve sigara kullananlarda yakınmalarla baş gösteren soğuk algınlığının tedavisinde kafein içeren kahve, çay veya kolalı ve alkollü içecekler ile sigara kullanımından kaçınılması uyarısında bulundu. Özellikle hastalığın ilk birkaç günü soğuk algınlığı olan kişilerden uzak durulmasını öneren Prof. Dr. Tabak, şöyle devam etti:

Soğuk algınlığı olan kişiyle temas sonrası eller yıkanmalıdır. Hasta kişi eğer çocuk ise oyun sonrası oyuncakları da yıkanmalıdır. Fark edilmeden alınabilecek virüslerin bulaştırılmaması için parmaklar burun ve gözlerden uzak tutulmalıdır. Banyoda sağlıklı kişiler için ikinci bir havlu bulundurulmalıdır. Sinüslerinizin kurumaması için yaşanılan ortamın nemine dikkat edilmelidir.

Prof. Dr. Tabak, soğuk algınlığından korunmaya yönelik henüz bir aşı geliştirilmediğini, pek çok soğuk algınlığı tipi için tek bir aşı geliştirmeye yönelik çalışmalar yapıldığını kaydetti.

Soğuk algınlığı geçiren kişinin öksürme veya hapşırma sırasında ağız ve burnunu mendille kapatması ve ellerin yıkanması uyarısında bulunan Prof. Dr. Tabak, soğuk algınlığı yakınmalarında çok şiddetli yüksek ateş, kulak ağrısı, şiddetlenen öksürük ile kronik akciğer hastalığında alevlenme gibi etkiler görülüyorsa doktora danışılması gerektiğini vurguladı.

Geç boşalmanın da çaresi var

Özel Arama
kadın-erkek Birçok erkeğin sorunu haline gelen geç boşalmanın çaresi olduğu açıklandı.

26 yaşında iki yıllık evli bir erkeğim. Eşimle cinsel ilişki sırasında boşalamıyorum. Ancak ilişki sonrası eşim beni uyarmaya devam ederse boşalabiliyorum. Bu durum artık sıkıntı vermeye başladı ve çocuk da yapmak istiyoruz. Ne önerirsiniz? B.Y./ Bafra

Çok sık rastlanmayan bir cinsel sorun olan geç boşalma; erkeğin cinsel etkinlikler sırasında hiç boşalamaması veya çok geç boşalması durumudur. Geç boşalma; başaramama korkusuna, belli bir şekilde mastürbasyona alışmış olmaya, suçluluk duygusu içinde veya başka güçlü negatif duygularla cinsel ilişkiye başlamaya bağlı olarak gelişebilen bir sorundur. Pasif-agresif davranış biçimlerine, eşe duyulan kızgınlığa, tek taraflı doğum kontrol kararı gibi öğrenilmiş bir davranışa bağlı olarak da gelişebilir. Geç boşalan erkekler genel hayatlarında oldukça kontrollü yaşamaya çalışırlar.

KARMAŞIK TEDAVİ

Tedavisi diğer cinsel işlev bozukluklarına göre daha karmaşıktır, daha uzun sürer ve başarısı yüksek değildir. Ancak giriştiğiniz cinsel etkinliklerde uygun şekilde ve yeterli cinsel uyarıyı alıp almadığınız, eşinize karşı cinsel isteğiniz gibi değişkenler hep birlikte değerlendirilmeden kesin bir şey söylemek zor olur.

DİŞ DOSTU BESİNLER

Özel Arama
Dişlerinizin daha temiz ve sağlıklı olmasını ister misiniz? Cevabınız evet ise bu önerileri okuyun...

Dişlerimizi doğal yöntemlerle korumaya yardımcı olan besinleri, Plusdent Diş Kliniği'nden Diş Hekimi Mehmet Zahid Kazandı anlattı. İşte o besinler 

İşte Diş Sağlığı İçin Tüketilmesi Gereken Besinler;/_np/6558/6676558.jpg

1. Kereviz; Kereviz dişlerimizi iki yolla korur. Kereviz extra çiğnememizi gerektiren bir yiyecektir bu da ekstradan tükürük salgılamamıza ki bu da çürüklere neden olan bakterileri etkisiz kılmamıza yarar sağlar. Buna ilaveten lifli ya da sert yapıda ki doğal yiyecekler dişetlerine masaj yapar ve diş aralarını temizler.

2. Peynir; Peynir dişleriniz için birden çok yarar sağlar. İlk olarak ağzınızın PH dengesini ayarlamaya yardımcı olur. Aynı zamanda çürüklere karşı koruyup, yeni çürükler olmasını engellediğini belirten Diş Hekimi Mehmet Zahid Kazandı şekerli gıda alındıktan sonra yenilecek bir parça peynirin, şekerin dişleri çürütme etkisini giderme açısından son derece önemli olduğu ilave ediyor.

3. Yeşil Çay; Yeşil çayda bulunan katesin maddesi ağızdaki bakterilerin yok olmasına yardımcı olurken aynı zamanda kansere karşıda etkili oluyor Dolayısıyla ağız kanserlerine karşıda etkili bir maddedir. Bu madde aynı zamanda kötü ağız kokusuna neden olan bakterileri de ağızdan uzaklaştırmaya yardımcı olur. 

4. Kivi; Vitamin C eksikliği dişetlerinizi hassaslaştırabilir, bakterilere karşı daha dirençsizleştirebilir.  Bu durumda da periodontal rahatsızlığa yakalanabilirsiniz. Bu durumla karşılamamak için yeterince C vitamini almalısınız ve bunun içinde kiviyi seçebilirsiniz çünkü kivi diğer meyvelere göre daha fazla vitamin C içerir.

5. Yoğurt; Kalsiyum açısından zengin olan yoğurdun dişlere olan faydaları saymakla bitmez. Kalsiyum periodontal rahatsızlığı olan kişilerdeki diş kökleri iltihaplı cep sayısını azaltır. Kalsiyum, periodontal rahatsızlık dolayısıyla oluşmuş sallantılı ve gevşek dişleri iyileştirmede yardımcı olur. Kalsiyum, diş kayıplarını önlemeye yardım eder. Eğer sizde diş sağlığınızı düşünüyorsanız, kalsiyum deposu olan yiyecekleri tercih edin.

6. Maydanoz; Ağız kokusuna neden olan yiyecekleri tükettikten sonra biraz maydanoz çiğnemek hoş bir ağız kokusuna sahip olmanıza yardımcı olacaktır. Bu sayede ise kötü ağız kokusu maydanoz sayesinde hoş bir kokuya dönüşür.

7. Çilek; Çilek dişlere ve dişetlerine iyi gelir. Aynı zamanda diş taşlarından doğal yöntemle kurtulmanın formülünü taşımaktadır. İçinde bulunan çeşitli asitler diş diplerinde biriken taşları eritir. Diş taşlarının oluşumunu engeller.

8. Kuru Yemişler, Kuru yemişler ve çekirdekler dişi kaplayarak bakterilere karşı koruyucu bir tabaka oluşturan doğal yağlar içerirler. Bu yağlar diş minesinin güçlenmesine yardımcı olarak çürümelere karşı daha dayanıklı olmasını sağlar ve çekirdekleri de kalsiyum içerir.

9. Elma; Elmanın kabukla yenilmesinin bir yandan dişlerin kuvvetlenmesini sağlarken bir yandan da içerisindeki maddelerle dişleri temizlediğini aktaran Kazandı, "Elma, havuç gibi meyveleri ısırarak yenilmesini tavsiye ederim" diye ekledi

10.  Balık; Balığın içeriğindeki fosfor, kemik ve diş dokusunun teme maddelerinden bir tanesidir. Bunlarda dişleri sertleştiren fosfor bulunmaktadır. Dolayısıyla daha sağlıklı dişler için haftada bir kez balık tüketilmelidir.