Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

superbabaanne

11 tane "sinema" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"sinema" tagli diger ogeler resimler , videolar

Recep İvedik'in tavukları geliyor!

Özel Arama
Recep İvedik’in 5 milyondan fazla kişinin izlediği Recep İvedik’in devam niteliğindeki ikinci filmin çekimlerine önümüzdeki aylarda başlanıyor.
Şahan Gökbakar’ın TV şovlarında canlandırdığı Recep İvedik karakterini beyazperdeye taşıyarak beklenilen üstünde gişe rekoru kıran filmin ikincisi için kasım ayında ‘kamera’ denilecek.

Merakla beklenen filmin isminin, kesin kararlaştırılmamakla birlikte ‘Recep İvedik’in Tavukları’ olması düşünülüyor. Ünlü komedyen ilk filminde komik tatil maceralarını anlatırken ikinci filminde ise hayvan çiftliğinde tavuk besleyecek.
Recep İvedik
gösterim tarihi: 22 Şubat 2008
yönetmen: Toğan Gökbakar
oyuncular: Fatma Toptaş, Şahan Gökbakar, Fatma Toptaş,
senaryo: Şahan Gökbakar, Serkan Altuniğne
tür: Komedi
süre: 90
yapım yılı: 2008
ülke: Türkiye
dağıtımcı: Özen Film
Adamın biri yolda cüzdanını düşürür, sokaklarda yaşayan başka bir adam tam cüzdanı kapıp kaçacakken Recep İvedik onunla mücadeleye girer. Sonunda, sahibine teslim etmek üzere, evsiz adamın elinden cüzdanı almayı başaran Recep İvedik kafasını çevirdiği anda cüzdan sahibinin çoktan gittiğini farkeder. Akşam evinde televizyon seyreden Recep İvedik, cüzdanın Antalyalı çok önemli bir iş adamına ait olduğunu öğrenince arabasına atlar ve güneye doğru yola koyulur. Yol boyunca birbirinden komik sürprizlerle karşılaşan Recep İvedik en sonunda Antalya’ya varmayı başarır ve cüzdanı turizmci Muhsin Bey’e teslim eder. İş adamının ısrarlarına rağmen Recep İvedik ne para almayı kabul eder ne de otelde kalmayı... Fakat tam otelden ayrılacakken çocukluk aşkı Sibel’in bir tur otobüsünden indiğini farkeder. Artık Recep İvedik’in tek bir amacı vardır; kendisini tanımayan, hatta hatırlamayan Sibel’e kendini beğendirmek...

Recep İvedik’in asıl keyifli tatil macerası bundan sonra başlayacaktır.

Bedenime belki ama ruhuma asla

Özel Arama
(Ruhuma Asla )6 Bu cuma vizyona giren , Ruhuma Asla adlı filmdeki kadının öyküsü, kadın bedenin sadece cinsel bir obje olarak görülmesine feminist bir duyarlıklıkla yaklaşan bir yapım.
80 yaşlarındaki ünlü yönetmen Peter Basco'nun dünya çapında ünlü kısa ve uzun 100'e yakın filmi var. Macar Sineması'nın yaşayan ustalarından biri sayılan Basco'nun son filmi Ruhuma Asla (Majdnem Szüz - Virtually a Virgin), 22 Ağustos 2008'de ülkemizde vizyona giriyor.

Julia Ubrankovics, Ferenc Hujber, Attila Toth ile Gergo Kaszas'ın oynadığı Ruhuma Asla adlı filmin konusuna baktığımız zaman Boroka Arva adlı kızın cinsel bir obje olarak kullanılmasına tanık oluyoruz. Henüz 18'inde olmanın bütün zaaflarını taşıyor Boroka, gittiği her yerde de bakışları üstüne çekiyor. En büyük hayali 18. yaşını beş yıldızlı bir otelde erkek arkadaşı ile birlikte "gerçek bir insane gibi" kutlamaktır. Erkek arkadaşı Janos, otelde yaşlı ve zengin erkeklerin Boroka'ya nasıl baktıklarını farkedince kendisine olan sevgisini kullanarak bir pezevenke satar. O artık küçük bir hayat kadınıdır. Bütün saflığı ve masumiyeti ile birlikte tam bir sokak fahişesi olmuştur artık. İşinden arta kalan zamanlarda yine eski, çocuksu, masum Boroka olmaktadır.

Filmin ilerleyen bölümlerinde Boroka, Morics adlı vitrin dizyanı yapan genç ve akıllı bir sanatçıyla tanışacak, AB'nin "Sevimli, Küçük Fahişeler"i normal bir hayata kazandırmak için sağlamış olduğu bir kursa katılacaktır. Fakat geçmişi onun peşinden gitmeye devam edecektir.

Boroka aşk ve emek arasındaki hayati tercihini kimden yana kullanacaktır?

Ülkesini hızla saran kapitalist sisteme göndermeler yapan, kadın ticaretine işaret ederken, kadın bedenin sadece cinsel bir obje olarak görülmesine feminist bir duyarlıklıkla yaklaşan, seks işçilerinin de devlet tarafından korunması gerektiğini gündeme getiren çok yönlü bir film

Türk aktöre Altın Leopar

Özel Arama
 
 
Tayanç Ayaydın Bu yıl 61'nci kez düzenlenen Locarno Film Festivali'nin en iyi erkek oyuncu ödülüne Türk aktör Tayanç Ayaydın değer görüldü. 

Televizyon izleyicilerinin Aliye ve Sıla adlı dizilerden hatırlayacağı Ayaydın; İngiliz yönetmen Ben Hoskins'in imzasını taşıyan The Market - A Tale of Trade adlı filmdeki yorumuyla bu ödülü kazandı. Festivalin büyük ödülü Altın Leopar, Meksikalı Enrique Rivero'nun yönettiği Parque Via adlı filmin oldu.

Kanadalı Denis Cote,  Elle Veut le Chaos adlı filmiyle en iyi yönetmen ödülünü kazandı. Kadın oyuncu ödülüne ise Mar Nero 'daki performansıyla  Illaria Occhini değer görüldü.

Yeşilçam'dan günümüze.....

Özel Arama
 
yeşilçamın tarihi burada Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Halkları ve Sinema Genel Müdürlüğü Arşivi, Yeşilçam'dan günümüze Türk filmleri, hayatın her alanından belgeseller ve Türkiye'de çıkmış tüm müzik kasetleriyle, film ve müzikteki gelişime tanıklık ediyor.

Yaklaşık 6 bin 700 sinema filmine sahip arşivden, dünyanın dört köşesindeki festivallere, 8 dilde alt yazılı filmler gönderilirken, raflar, bir yandan Atatürk'ün hatıralarını koruyor, diğer yandan müzik yapımlarının tapusunu saklıyor.
Son yıllarda tekrar atağa kalkan Türk sinemasında, yeni filmler yurt dışında ödüllere doymazken, Yeşilçam döneminin klasik filmleri sinema perdelerinde olmasa bile televizyonda hala seyirci buluyor. Tüm bu filmlerin kayıtları da Kültür ve Turizm Bakanlığının AKM binasının altındaki arşivinde toplanıyor.

6 BİN 700 SİNEMA FİLMİ ARŞİVDE...

Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü Abdurrahman Çelik'in verdiği bilgiye göre, bakanlığın arşivinde, bugüne kadar kayıt-tescil işlemine tutulmuş yaklaşık 6 bin 700 civarında 35 mm sinema filmi bulunuyor. Bunun yanında, yaklaşık 20 bin civarında CD, 22 bin-25 bin civarında da kaset formatında müzik yapımları da arşivde yerini alıyor.

Arşivin en eski filmi, Memduh Ün'ün 1960 yapımı “Kırık Çanaklar”ı. Ayrıca, Metin Erksan'ın 1962'de çektiği “Yılanların Öcü”, Halit Refiğ'in 1964 yılında filme aldığı “Gurbet Kuşları”, 1966 yapımı “Ah Güzel İstanbul”, 1967 yapımı “Kızılırmak Karakoyun”, Nuri Ergün'ün yönettiği Ayhan Işık ve Ferda Alkor'un oynadığı 1968 yapımı “Erikler Çiçek Açtı” da bozulmadan arşivde duruyor.

Orijinal afişi Milli Kütüphane'de bulunan Atıf Yılmaz'ın “Selvi Boylum Al Yazmalım” filmiyle, yine ünlü yönetmenin, Müjde Ar'ın usta oyunculuğunu sergilediği “Ah Belinda” ve “Asiye Nasıl Kurtulur” ile 2005'te çektiği “Eğreti Gelin” de arşivde, gelecek yıllara da uzanmak için saklanıyor.

YILDA 350 FİLM DÜNYAYI DOLAŞIYOR

Arşivdeki filmler, sadece raflarda kalmayıp, dünyayı dolaşıyor, Türk sinemasını 40'ı aşkın ülkeye tanıtıyor.
Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü Çelik, yurt dışındaki festivaller, özel gösterimler veya büyükelçiliklerin etkinliklerine, filmlerin genellikle bu arşivden gönderildiğini söyledi.

Arşivde, yılda yaklaşık 350 civarında film sirkülasyonu olduğunu belirten Çelik, bu yılın ilk altı ayında da Türk filmlerinin yaklaşık 40 ülkeyi gezdiğini dile getirdi.

Çelik, “Bazen festivaller çakışınca, filmleri o ülkeden diğer ülkeye, Türkiye'ye gelmeden transfer ediyoruz. Buraya gelmeden 8-10 ülkeyi gezmiş filmler var. Buranın trafiği o yönden çok yoğun” dedi.

FİLMLERE 8 DİLDE ALT YAZI...

yeşiçam

Yurt dışına gösterime giden filmlere İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Almanca, İspanyolca, Rusça, Japonca ve Arapça alt yazı yazdırılıyor, pozitif kopyaları gönderildiği için orijinalinin kaybolma riski bulunmuyor. En çok dilde alt yazısı olan film ise Sırrı Süreyya Önder ve Muharrem Gülmez imzalı “Beynelmilel”... Çeşitli festivallerdeki ödüllerin yanı sıra 14. Altın Koza Film Festivali'nden 6 ödülle ayrılan filmin, İngilizce, Fransızca, Almanca, Rusça, Arapça ve İspanyolca olmak üzere 6 dilde alt yazılı kopyaları yurt dışındaki gösterimleri için bakanlık arşivinde bekliyor.

Ayrıca, Barış Pirhasan'ın “Ademin Trenleri”, Biket İlhan'ın “Mavi Gözlü Dev”, Ömer Kızıltan'ın “Takva” ve Derviş Zaim'in “Cenneti Beklerken” adlı filmlerin 4 dilde, Abdullah Oğuz imzalı “Mutluluk” ile Memduh Ün'ün çektiği “Zıkkımın Kökü” adlı filmin de 3 dilde alt yazısı var.

ÖDÜLLÜ FİLMLERE ARAPÇA VE JAPONCA ALT YAZI..

Öte yandan, Ömer Kavur'un “Karşılaşma”, Ezel Akay'ın “Nerdesin Firuze” ile “Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?”, Yavuz Turgul'un “Gönül Yarası”, Çağan Irmak'ın “Babam ve Oğlum”, Barış Pirhasan'ın “Ademin Trenleri”, Ömer Kızıltan'ın “Takva” adlı filmlerinin Arapça; “Melekler Evi”, “Güle Güle”, “Dar Alanda Kısa Paşlaşmalar”, “Oyunbozan”, “Propaganda”, “Yazgı”, “Komser Şekspir” ve “Yeşil Işık” adlı yapıtların Japonca alt yazılı kopyaları arşivde bulunuyor.

Türk sineması klasiklerinin bazılarının da festivaller için yabancı dilde alt yazılı versiyonları arşivde... “Selvi Boylum Al Yazmalım”ın İngilizce ve Rusça, “Kırık Bir Aşk Hikayesi”nin İngilizce ve Fransızca ve “Züğürt Ağa”nın İngilizce, Almanca, Fransızca ve İspanyolca alt yazılı kopyaları yabancı sinemaseverlerin karşısına çıkmayı bekliyor.

YÖNETMENLERİN BİBLİYOGRAFİSİ BURADA..

Arşiv, aynı zamanda ünlü yönetmenlerin, rejisörlük serüveninin sergisi gibi...Türk sinemasının authorlerinden Ömer Kavur'un, “Körebe”, “Anayurt Oteli”, “Gece Yolculuğu” ve “Akrebin Yolculuğu”, Halit Reliğ'in “Teyzem”, “Kurtar Beni”, Yavuz Turgul'un “Gölge Oyunu”, Şerif Gören'in “Derman”, Tunç Başaran'ın “Piyano Piyano Bacaksız”, Osman Sınav'ın “Hünkar ve Düş”, Ferzan Özpetek'in “Hamam” ve “Harem Suare” gibi filmleri, arşivin raflarında yönetmenlerinin bibliyografisini sunar gibi sıralanıyor.

Ayrıca, Ömer Lütfi Akad'ın “Vesikalı Yarim”, Derviş Zaim'in “Filler ve Çimen” ile “Çamur”, Zeki Demirkubuz'un “Masumiyet”, “İtiraf” ve “Bekleme Odası”, Yeşim Ustaoğlu'nun “Bulutları Beklerken”, Erden Kıral'ın “Yolda”, Çağan Irmak'ın “Babam ve Oğlum” ve Yüksel Aksu'nun “Dondurmam Gaymak” gibi yönetmenlik hünerlerini gösterdikleri filmleri de arşivde bulmak mümkün. Ancak, Yılmaz Güney'in filmlerinden hiçbirinin arşivlerde bulunmadığı belirtildi.

TÜRKİYE TARİHİ DE BELGESELLERLE BURADA...

Arşivlerdeki belgeseller ise bir anlamda Türkiye tarihini sunuyor. Cumhurbaşkanları Celal Bayar, Cevdet Sunay ile eski Başbakanlar Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan ve Bülent Ecevit'in gezilerinden, Aziz Nesin, Abidin Dino, Yaşar Kemal ve Suna Kan gibi sanatçı ve yazarların hayatına, depremlerden, başta İstanbul olmak üzere çeşitli il ve bölgelerin gelişimine kadar, arşivde Türkiye'nin ve hayatın her alanından belgeseller var.
Hatta arşivdeki, 1968-71 öğrenci hareketleri ile
Kıbrıs'la ilgili 1963-1974 yıllarına ait görüntüler, o dönem yaşananları gözler önüne seriyor.

Arşiv, Atatürk'ün hatıralarını da saklıyor. Belgeseller arasında, Atatürk dönemindeki Cumhuriyet Bayramı törenleri, milli mücadele yıllarında Atatürk ve silah arkadaşları ile ulu önderin vefatından sonra naaşının Anıtkabir'e getirilişi gibi görüntüler hala korunuyor.

Ayrıca, 1920 yapımı “Atatürk Filmleri” ile Abidin Dino'nun 1933 yılında çektiği “Türkiye'nin Kalbi Ankara” belgeselinde, ulu önderin unutulmaz görüntüleri, gelecek nesillere de gösterilecek şekilde muhafaza ediliyor.

1920 YILINDAKİ ATATÜRK GÖRÜNTÜLERİ BOZULMAMIŞ

Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü Çelik, bantların arşivlenmesinin dikkat gerektirdiğini, bantların bozulmaması için belli dönemlerde kutu ve kasalarının değiştirildiğini söyledi.

1920'li yıllara ait Atatürk'le ilgili 35 mm'lik filmi gösteren Çelik, “Herhangi bir bozulma söz konusu değil” dedi.
Çelik, arşivdeki doğal koşulların da çok elverişli ortam yarattığını dile getirerek, şunları kaydetti:“Buranın ısı ve nem durumu ideal şartlarda ve bantların, kasetlerin bozulmasını engelliyor. Çünkü, bu materyaller için en tehlikeli şey ısı ve nem değişimi.Ayrıca, yangın söndürme sisteminde su yerine gaz kullanılan sistem var. Mevcut arşivin tavan kısmının tamamı sensörlerle donatılmış. En ufak yangın alarmı olduğu zaman kapılar kapalı da olsa bu sistem otomatik devreye giriyor ve söndürüyor.”

MÜZİĞİN TAPUSU DA BURADA...

Arşivdeki müzik eserleri hakkında da bilgi veren Çelik, kayıt tescilin müzikte zorunlu olduğunu, bu nedenle Türkiye'de çıkan tüm müzik eserlerinin arşivde bulunduğunu söyledi.

Çelik, “Bu eserlerin içerik dökümü de mevcut. Kayıt-tescil belgesi dediğimiz şey tapu niteliğinde. Satın alma, devretmede işlemlerini yine genel müdürlüğümüz yapıyor” diye konuştu.

Arşivin iki bölümden oluştuğunu belirten Çelik, “Bir kayıt tescil edilmiş eserlerin arşivlenmesi var. Bir de bugüne kadar belgesel projelerin ve sinema filmleri ile Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü, TRT gibi birimlerden devredilmiş olan belgesel niteliğindeki arşivler söz konusu. Biz hem sinema filmlerini hem de müzik eserlerini kayıt-tescil ediyoruz. Dolayısıyla, arşivde 1983 yılından bugüne kadar çıkan bütün müzik eserleri ve Türk filmlerinin kopyası bulunuyor” dedi.

Çelik, arşivin, müzik ve sinema eserleriyle ilgili yasal problemlerde mahkemelere delil olarak sunulması amacıyla oluşturulduğunu ve kayıt-tescilin sanatçıyı koruduğunu bildirdi.

“GİZLİ SAKLI BELGE YOK”

Arşivdeki eserlerin resmi belge niteliğinde olduğunu dile getiren Çelik, şu bilgileri verdi: “Burada gizli saklı belge yok. Araştırmacılara ve yayın kuruluşlarına açık. Buradaki eski belgesel veya son dönemde bakanlığın yaptırdığı veya desteklediği belgeseller, hepsi kamuoyuna açık.Türkiye'deki özellikle bölgesel ve yerel televizyonların belgesel açığının yüzde 60-70'ine yakınını bizim birimimiz karşılıyor. Birçok ildeki yerel televizyon kanalları bize müracaat etmek suretiyle, elimizdeki belgesel arşivinden faydalanabiliyorlar.”

Arşivdeki filmlerin ise yapımcısının izniyle çıkarılabileceğini ifade eden Çelik, Türkiye'de gösterime giren yabancı filmlerin de sadece kayıt-tescil için alınmış kopyaları bulunduğunu kaydetti.

ARŞİV, DİJİTAL ORTAMA AKTARILIYOR

Çelik, arşivin teknolojiye uygun olarak dijital ortama aktarılmaya başladığını da anlattı. Güncel belgesellerin tamamının aktarımının yapıldığını, son birkaç yıldır alınan filmlerin de dijital kopyalarının sisteme otomatik yüklendiğini ifade eden Çelik, “Eski filmler de güncellendikçe ya da yurt dışında bir festivale gittikçe dijital ortama aktarılıyor. Bakanlığın elinde ciddi veri tabanı oluşuyor” dedi.

Wanted

Özel Arama
Wanted_8
(Wanted)
Wanted Resimleri
Gösterim tarihi: 27.Haziran.2008
Yönetmen: Timur Bekmambetov
Oyuncular: James McAvoy, Morgan Freeman, Angelina Jolie
Dil: İngilizce
Tür: Macera
Fragman:
Kazak yönetmen Timur Bekmambetov'un ilk İngilizce çalışması olan Wanted'ın kadrosunda Angelina Jolie, James McAvoy ve Morgan Freeman gibi ünlü oyuncular yer alıyor. Yönetmen filmini “çok farklı bir dünyayı keşfeden sıradan bir adamın öyküsü" diyerek tanımlıyor. Film, Mark Millar ve J.G. Jones’ın aynı adlı çizgi roman serisinden uyarlandı.

Konusu
Wanted_6 Wesley Gibson, zayıf ruhlu ve tembel bir gençtir. Hayattan nefret etmektedir; çünkü yaptığı her işte başarısız olmuştur. İş yerinde patronu tarafından sürekli olarak aşağılanmakta, özel yaşamında ise kız arkadaşıyla sorunlar yaşamaktadır. Cinsellikten başka bir şey istemeyen kız arkadaşı, Wesley dışında tüm erkekleri kendine çekmektedir. Tüm bunlardan büyük sıkıntı duyan Wesley, yüksek dozda panik atak ilaçları kullanmaya başlar. Onu yaşadığı ümitsiz hayattan kurtaracak bir şeylere ihtiyacı vardır.

Ama günün birinde hayatı tamamen değişir. Silahların konuştuğu bir çatışmadan dönen Fox, arabasıyla Wesley’e çarpar. Gelişen olaylar neticesinde, Wesley’nin uzun zamandır kayıp olan babasının, Fraternity adlı bir gizli örgüt için çalışırken öldürüldüğü ortaya çıkar. Yüzyıllık bir geçmişi olan örgüt, eğitimli suikastçilerden oluşmaktadır ve ana ilkesi “Binlerce insanı kurtarmak için bir kişiyi öldüreceksin” sözünde yatmaktadır.

Kaybedenler kulübü üyesi olmak yüzünden içinde büyük bir öfkeyle yaşayan Wesley, kanındaki öldürme arzusunu keşfeder ve Fox’tan suikast eğitimi almaya başlar. Bu arada Fraternty’nin lideri Sloan’la da tanışır ve kısa sürede örgütün altın çocuğu haline gelir.

Wesley, sıradışı ve hareketli hayatının tanıdını çıkarsa da, bir süre sonra Fraternity’nin amacının hiç de masum olmadığını farkeder. İçinde keşfettiği kahramanlık ruhu ile geçmişindeki insanlara beslediği intikam hisleri arasında bocalayan Wesley, ne babasının ne de örgüt suikastçilerinin öğretemeyeceği bir şeyi kendi başına keşfeder: Kaderinin kontrolünü ele almak…

Keşke kucağına oturmasaydım

Özel Arama
ülben ergen Gülben Ergen, Erbil'in kucağına oturduğu için çok pişman

Gülben Ergen, Mehmet Ali Erbil ile arasındaki buzları Kıbrıs'ta eritti. Ancak suların durulmasına sevinse de, barışmanın coşkusuyla Erbil'in kucağına oturduğu için çok pişman...
Sevinç başına iş açtı
Mehmet Ali Erbil,
Hüsnü Şenlendirici'nin adı tanıtım yazılarında kendisinden önce geçtiği için Gülben Ergen'in "Sürpriz" programına katılmaktan vazgeçmişti. Bu anlaşmazlık nedeniyle esen soğuk rüzgarlar, ikilinin ekstra için gittiği Kıbrıs'ta dindi. Ergen ile Erbil, program yaptıkları akşam barıştı. Barışın coşkusu ile de Ergen, ünlü şovmenin kucağına oturdu. Ancak bu samimiyet umduğundan çok daha fazla ses getirdi.
Arkadaşları da eleştirmiş
Hem bazı hayranları hem de köşe yazarları tarafından eleştiri bombardımanına tutulan Gülben Ergen, konuyla ilgili şunları söyledi: "Birçok sanatçı arkadaşımın yaptığı ya da yapabileceği, şov dünyasında gayet normal karşılanan bu hareket, nedense ben yaşayınca olay yarattı. Basın da olayı köpürttü. Açıkçası bu konu yüzünden
yakın dostlarımdan bile eleştiri aldım. Keşke uzaktan el sallasaymışım. O da yetermiş barışmaya..."

Necla'ya ne olacak?

Özel Arama
Necla'ya ne olacak?
Kanal D’deki Yaprak Dökümü’nün sezon finali izleyenlere yine heyecan dolu dakikalar yaşattı

Kanal D’deki Yaprak Dökümü’nün sezon finali yine heyecanlı sahnelerle doluydu.

Dizinin geçen haftaki final sahnesinde kayınvalidesine yakalanan Ferhunde, Levent’e kocasının ailesinden zulüm gördüğünü söyleyerek türlü yalanlar uydurdu.

Ferhunde’nin evi terk ettiğini öğrenen Şevket’in duygu dolu anları ise izleyicileri bir kez daha hüzünlendirdi. Ferhunde’nin kendi hayatında ve ailesinde açtığı yaraların farkında olan Şevket, aldatıldığını hissettiğinde içine bir başka acı daha oturdu. Yüzünü çıkarıp masaya bırakan Şevket, "Aldattı değil mi? Bu işin er geç böyle biteceğini biliyordum. Ama bu kadar çabuk kurtulacağımızı ümit edememiştim. Ben zindanların en büyüğünden kurtuldum. Hepimize geçmiş olsun" diyordu ama içinden büyük bir parçanın koptuğu da yüzünün her halinden belliydi.

LEYLA HÜSRAN, NECLA HEYECAN İÇİNDE

Yeniden Cem’le görüşmeye başlayan Necla, yaralarını sarmaya çalışmaktadır. Ancak Cem ve Necla’nın biraraya geldiğini henüz ev halkı bilmemektedir.

Leyla Cephesinde ise bir başka hüsran yaşanmaktadır. Üniversite sınavlarına hazırlanan Leyla, Can’ın babasının kaldırıldığı hastaneye geçmiş olsuna gider. Ancak Can’ın yanında Oya Hanım’ı görünce, bütün ümitleri yeniden kırılır.

HERŞEY AÇIĞA ÇIKTI

Bu arada Ferhunde ile ilgili bilgi almak isteyen Levent bey Yaman'ın ofisine uğrayınca Leyla, yengesinin ağbisini kiminle aldattığını da anlar.

FİKRET YANDI

Fikret cephesinde ise başka bir gelişme yaşanır. Çantalarını toplayıp evine giden Cevriye hanım, bir sürü bavulla yeniden eve döner. Cevriye hanım artık iyice oğlunun evine yerleşmeye karar vermiş ve evini satmıştır. Üstelik oğlunun borçlarına yardımcı olmak için evini sattığını söylemekte ve kendisine gidecek başka bir kapı bırakmayarak oğlunu zor durumda bırakmaktadır. Bu durum Tahsin’in de Fikret’in de pek hoşuna gitmez.

NECLA'YA NE OLACAK?

Bu arada, Cem’le buluşmak için hazırlanan Necla, dışarı çıkmadan önce banyoya girer. Bu arada eve gelen Leyla, Necla’nın telefonunun sesini duyar ve açar. Cem’le karşılaşan Leyla, Necla ve Cem’in yeniden görüştüğünü öğrenir. Banyoya girmek isterken kapının açılmadığını farkeden Leyla kapıyı zorlayınca Necla’nın yerde baygın yattığını görür.

Necla’nın bir sedyeyle hastaneye götürülüşü sırasında, uzun süredir kızkardeşine büyük öfke duyan Leyla, herşeyi unutup kızkardeşi için gözyaşı döktü. (Televizyon Gazetesi)

Yaprak Dökümü ne zaman bitecek?

Özel Arama
Yaprak Dökümü ne zaman bitecek?
yaprakk

Yaprak

Dökümü

Dizinin senaryo yazarlarından Ece Yörenç, hem bu soruya cevap verdi; hem de bilinmeyenleri anlattı

Yaprak Dökümü dizisinin senaristleri Ece Yörenç ve Melek Gençoğlu, Habertürk’te Oylum Talu’nun sunduğu ’Burası Haftasonu’ programına konuk oldu.

Reşat Nuri Güntekin’in romanı olan Yaprak Dökümü’nü aynen almayarak günümüze uyarladıklarını anlatan Ece Yörenç, dizinin önümüzdeki sezon sonunda biteceğini belirtti.

Yörenç, dizinin başarılı olmasını ise şöyle değerlendirdi: "Yaprak Dökümü o kadar malzemesi çok bir iş ki, çok detaylı ve zengin bir hikaye. Bir aileyi anlatan bir hikaye. Bugün dizi izleyicisini yakından çekecek, ilk şeyde vuracak bir hikayeydi bizim için. Bunu hissettik ve bunu yapmak istedik. Fakat hiç yapılmamış bir şey yapalım dedik ve günümüze uyarladık."



Ece Yörenç, dizileri bir ticarethane gibi düşünmediklerini vurgulayarak, "Hep birlikte ortak bir iş yapıyoruz. Takım oyunu bu ve o takımın bütün oyuncuları başarılı olduğunda iş başarılı oluyor" dedi.

YAPRAK DÖKÜMÜ’NÜN TUTACAĞINI BİLİYORDUK

Dizinin diğer senaristi Melek Gençoğlu, Yaprak Dökümü’nün tutacağını en başta bildiklerini ve bir tedirginlik y.d_2 yaşamadıklarını anlattı. Romanın Reşat Nuri Güntekin’in ölümsüz bir eseri olduğuna vurgu yapan Gençoğlu, "Ölümsüz bir eser. Onu da incitmemek, kırmamak, layık olabilmek adına bir tedirginlik vardı. Saygısızlık etmek istemedik, onun için çok uğraştık, çok çalıştık" şeklinde konuştu.


TELEVİZYONGAZETESİ

Göbekte pırlanta kolye

Özel Arama

İkoncan" lakaplı güzeli Eda Taşpınar, yaz sezonunun favori aksesuvarını belirledi.

eda göbek Cemiyet hayatının "İkoncan" lakaplı güzeli Eda Taşpınar, yaz sezonunun favori aksesuvarını belirledi: Bel zinciri... Geçtiğimiz gün bir davete, pırlantalarla süslü ince bir zinciri beline dolayarak gelen Taşpınar'ın izinden gitmek isteyenler, öncelikle fazla kilolarından kurtulmak zorundalar tabii!
Trendlere uymak yerine trend yaratmayı seçen Eda Taşpınar, bel aksesuvarıyla büyük dikkat çekti.

YAPRAK DÖKÜMÜ 76 Bölüm

Özel Arama
76. Bölüm

Ferhunde ortalığı yine karıştırıyor!

yaprak dökümü 76 Ferhunde, Ali Rıza Bey’e karşı restini çekmiş, aileyi evi terk etmekle tehdit etmiştir. Şimdi aile önemli bir kararla karşı karşıyadır. Ya bütün deliller ortaya dökülecek, Şevket bir darbeyle daha sarsılacak, ya da herkesin maskesi yüzünde kalacaktır. Şevket için daha da zor günler başlamıştır.Aile Şevket için bir kere daha sustu,oğulları üzülmesin diye.
Dört duvar arasında gerilim giderek artmaktadır.

Adapazarı’nda hem ailesini, hem Şevket’i düşünerek zor günler geçiren Fikret için Tahsin çok güzel bir sürpriz hazırlar. Bu sürpriz Cevriye Hanım’ın yaprak dökümü 76a huzurunu iyice kaçırmışdır.Tahsin evlilik yıldönümü için fikrete gelinlik alır. Bu hediye Fikreti çok sevindirir.Fikret umutsuzca kaçıp sığındığı bu evde define gibi mutluluk bulmuşdu.Tahsinin yeniden evlenme teklifini gözyaşları arasında kabul etti.Ferhunde hem kendini iyice garantiye alma derdindedir, hem de kaybettiği kozların yerine yenilerini koymak üzere evdekilere karşı yeni cepheler oluşturmaya başlamıştır.Ferhunde kendisi ev almak için bakınmaya başlamışdır. Leyla’nın sırrı Necla’ya verilince ortalık bu kez iyice karışır. Ferhunde’nin üflediği ateş, büyük bir yangına dönüşür.